10 Şubat 2015 Salı

Akademik Bilişim 2015

    Bu sene 17. si düzenlenen bu etkinliğe ikinci katılışımdı. Etkinlik Eskişehir Anadolu Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleşti. Bu sene bu etkinliğe bakış açımı değiştiren bir sene oldu. Çünkü önümüzdeki sene olacak akademik bilişim için hazırlıkların daha bu seneki akademik bilişim başlamadan başladığına şahit oldum. Ve bu büyük etkinlik çok az insanın devamlı desteğiyle ayakta duruyor. Etkinlik katılımcı-eğitmen sayısı olarak giderek büyüyor. Ölçek büyüdüğünde aklınıza hiç gelmeyecek küçücük bir şey bile büyük bir soruna dönüşebiliyor. Yaklaşık 1500 kişi kurslara kayıt olurken, yaka kartlarını alırken, kalacağımız yerlerde, prizleri kullanırken, internete bağlanırken, yemek yerken, sunumları dinlerken bir sorun yaşamadık. Ama sorun yaşamamamız için çok insan hiçbir maddi karşılık almadan uykusuz kaldı, çalıştı, emek harcadı. O gönüllüler ordusuna bir kez daha saygılarımı iletiyorum.

    İlk gün kayıt için normal olarak bir miktar koşuşturma vardı. Çünkü kursiyerlerin hepsi aynı anda kayıt masasına gelmişti. Sonra kursiyerler sınıflarına yerleşti ve kurslar başladı. Ortalık sakinleşti. Biz Necdet hocamla etkinlik boyunca tek tek sınıfları gezdik, herşeyin yolunda olup olmadığını kontrol ettik. 35 kurs 40 tan fazla sınıf vardı. Bu gerçekten yorucuydu ama yaşadığım en tatlı yorgunluktu :) Akgül hocanın yanımızda olamadığı zamanlarda Necdet hoca bir eli telefonda herşeyin yolunda olduğunu anlatıyordu :) Ama Akgül hoca da ne durumda olursa olsun sürekli çalışıyordu. Sunucular kuruyor sayfa sayfa mailler yazıyordu. Bunları yazarken etkinliğe bir kez daha uzaktan bakma fırsatı buluyorum ve nasıl büyük bir çaba ve fedakarlıkla devam ettiğini bir kez daha anlıyorum.

    Ders aralarında kursiyerle tanışıp etkinlik hakkındaki izlenimlerini öğrendik. Bizim gördüğümüz herkes etkinlikten memnundu. Memnun olmadıkları bir yer varsa söylemeleri için Necdet hoca ne kadar üstlerine gitse de  :) olumsuz bir  dönüş olmadı. Bu mutluluk verici.

    Günün sonunda eğitmenler ayrı yorgun kursiyerler ayrı yorgun oluyordu. Kolay birşey değil tabi. Sabah 9 dan akşam 6 ya kadar bir konu hakkında konuşmakta dinlemekte zor birşey.

    Bir de şahit olduğum bir olayı anlatacağım size. Sanırım bizim sınıfları gezip insanlarla konuşmamızı biraz kıskanmış olan biri -sanırım bir eğitmendi- hızlıca bi yere gidiyordu. Necdet hocanın yanından geçerken hocam en rahatı senin işin vallaha dedi ve gitti :) Aslında biraz da o kısmı vurgulamak istiyorum bu yazımda. Kötü niyetle demedi biliyorum ama keşke hiç demeseydi. O bir haftanın güzel geçmesi için çok öncesinden nasıl bir çalışma yapıldığını anlatacağım. Gördüğüm kadarını tabi. Her gün saatlerce telefon görüşmesi yapılıyor. Fiziksel sorunlar çıkıyor (elektrik tesisatının o kadar bilgisayar için uygun olmadığı gibi...) Bunlar çözülmeye çalışılıyor. Hakemler yapılacak olan bildiri seminer kurs ve panellerin gözden geçirme işini yapıyor. Hakem başına çok sayıda kontrol etmesi gereken başvuru düşebiliyor. Bunların düzeltilmesi gereken yerler başvuru yapanlara geri bildiriliyor. Düzeltmeler yapılınca tekrar gözden geçiriliyor. Bir karara varılana kadar bu böyle süregeliyor.  Kurslar belli olduktan sonra kurs başvuruları başlıyor. Başvurular bittikten sonra başvuranlar içinden kimlerin seçileceği konusu başlıyor. Her eğitmen kendi kursu için buna karar veriyor ama mail listesi sorun yaşayanların sorunlarıyla doluyor taşıyor. Mail listesine ya da organizatörlere yaşadıkları ve kendi çözebilcekleri şeyler için bile mail atanlar oluyor. Bunları takip etmek ve yapılan yanlışlara sabır gösterip kalp kırmadan bu işleri çözmek işte o etkinlilk günü en rahatı da sizsiniz dediğiniz adamların çok uzun süre yaptığı iş. Ve daha anlatmayı atladığım bir dünya şey var.

     Sonunda kurslar bitti katılımcılara katılım belgeleri dağıtıldı. Akgül hoca aramıza katıldı :)

    Ertesi gün benim içinde bulunduğum iki konuşma vardı. Biri panel biri bildiriydi. Bu ilk konuşmam olmamasına rağmen hep ilk günkü heyecanı yaşıyorum böyle zamanlarda :) Bi takım mide kelebeklenmeleri falan :)

    Akgül hoca açılış konuşmasını yaptı ve seminerler başladı. Daha öce 16 kez bu konuşmayı yapmış olan Akgül hocanın bile yeniden hazırlanmak için 4 saatini harcadığını gördükten sonra ne kadar hazırlansa yetersiz geliyor insana :) Ben 1 saat öncesinden panelin olacağı salondaydım. Sunumu projektörü kontrol ettim herşey yolundaydı. Kızlar geldi hazırlıklarımızı tamamladık. Ve dünden bugüne kadın yazılımcı ve toplumdaki yeri isimli panelimiz başladı.
                             

    Bir buçuk saat çok gelecek diye düşünürken yetmedi bile. Ama anlatmak istediğimizi dinleyicilere aktardığımızı düşünüyorum. Olumlu geri dönüşler aldık :)

    Arkasından yaz stajımda yaptığım süpervisor için merkezi yönetim arayüzü CESI yi sundum :)



    Benden sonra Necdet hocam yazılımları nasıl lisanslamalıyız adlı sunumunu yaptı. Bir yazılımı lisanslarken vermemiz gereken 4 ana karar olduğunu ve lisansın buna göre biçimleneceğini anlattı. Ve bu dört yol ayrımından mantıklı bi şekilde döndüğümüzde kendimizi özgür yazılım lisansları arasında bulduk. :) Bu sunumun insanların aklında çok ışık yaktığını düşünüyorum. Doğru bilinen yanlışlar,  masum görünen ahlaksızlıklar insanların gözleri önüne daha apaçık nasıl dökülebilir bilmiyorum.

    Etkinlik günlerinin her anından kendime ayrı bir ders çıkardım. Bana çok katkısı olan bu büyük etkinliği düzenlemede emeği geçen herkese tek tek  saygılarımı sunarım.

    Bu anlattıklarım etkinlik saatleriydi tabi... Bunların dışında Eskişehir de çok güzel zaman geçirdik. Tandığım o kadar çok insan vardı ki kendimi hiç yabancı hissetmedim Eskişehire. Her akşam başka güzel geçti. Bir gün dışarı çıktığımızda cadde üzerinde ilerlerken tanıdıklara rastlaya rastlaya 25 kişiye yakın bi topluluk olarak porsuk çayının yanında yürüdük :) Harika bir duygu...


    Bir takım güzel sebeplerden son iki güne kalamadım ama aklım Eskişehirdeydi :) Bir hafta en fazla bu kadar güzel geçebilirdi herhalde :) Önümüzdeki yıl aynı konulu blog yazısını yazmak için sabırsızlanıyorum. :)